Hisse senedi satın almak ne anlama gelir.

Genel anlamda, hisse senedi satın aldığınızda şirketin kısmi bir ortağı haline gelirsiniz. Bono satın aldığınızda ise şirkete borç vermiş oluyorsunuz. Örneğin, görünür değeri 1000 lira olan bir bono satın aldınız ve bunu yapan sizin gibi 1000 kişi var. Her biriniz söz konusu şirkete 1000 lira borç vermiş olursunuz. Ve sizin gibi 1000 kişi olduğu için şirkete toplam 1 milyon lira borç verilmiş olunur.
Ama hisse senedi ve bonoların çok farklı şeylerdir. Bir yanda şirketin kısmı bir sahibi oluyorsunuz, öbür tarafta ise yalnızca şirkete borç veriyorsunuz. Daha iyi anlamanız için, bunu bir örnekle anlatalım.
Diyelim X isimli bir şirket var. X şirketinin malvarlıklarına bakalım: Ev, malvarlığı sayılır çünkü ileride bize için de yaşama olanağı sağlayacaktır. Arabalar da malvarlığıdır, çünkü bize ulaşım kolaylığı sağlarlar. Nakit para da bir malvarlığıdır, çünkü ileride ihtiyacımız olan şeyler için bir kısmını takas etme olanağı verir. Bunlar hepsi arazileri, patentleri, telif hakları, nakitleri, binaları ve hatta verilen bir borç bile bir malvarlık olabilir, çünkü ileride bize geri ödenecektir. Bunların X şirketinin malvarlıkları olduğunu ve tamamının 100 milyon lira değerinde olduklarını varsayalım. Tüm bunlar şirketin gelecekteki değerini oluşturacaklar. Şimdi diyelim ki X şirketi aynı zamanda 80 milyon lira borç aldı. Bu borç bir bankadan direkt olarak da, borçlanma senedi çıkartılarak alınmış da olabilir. Elbette şirketin başka borçları da olabilir ama bunun şirketinin tüm borcu olduğunu varsayalım.
Şimdi mal sahiplerine ne kaldığına bakalım. Bunu görmenin en iyi yolu, şirketin satılması ve borçlarının ödenmesi durumunda geriye ne kalacağını düşünmektir. Yani X şirketi satılsaydı ve malvarlıkları gerçekten de 100 milyon liraya satılabilseydi ne olurdu ? 100 milyon lira elde ederdik. Bununla öncelikle borçlarımızı ödememiz gerekir. 100 milyondan 80 milyon çıkarttığımızda 20 milyon lira elde ederiz. Bu mal sahiplerine kalan miktardır.
Özsermaye
Kalan bu 20 milyon liraya net varlık ya da öz sermaye denir. Eğer benim 300.000 liralık bir evim varsa ve ipoteğime 200.000 lira varsa, özsermayem 100.000 liradır. Yani varlıklar eski pasifler özsermayeye eşittir. Bu mal sahiplerinin hakkı olan miktardır. Yani, bir şirketin kısmi sahibi olduğumuzu söylediğimizde, bu aslında özsermayedir. Örnek olarak x şirketi’nin iki milyon hissesi olduğunu ve özsermayenin 20 milyon lira değerinde olduğunu varsayalım. Bir hissenin değerini bulmak için, 20 milyonluk özsermayeyi 2 milyon hisseye böldüğümüzde hisse başına 10 lira düşer. Bu hisse başına 10 liralık değer, hisse başına defter değeridir.
Değişken hisse senedi fiyatı
Eğer bu sayıları beğendiysek ve eğer birisi bize bu fiyatın altında bir hisse satmaya gönllüyse, bunu alırız. Eğer birisi hisseler için bundan daha fazla ödemeye gönüllüyse, hisselerimizi satarız. Peki, insanlar bu hisseler için gerçekte ne kadar ödüyorlar.
Eğer insanlar hisseyi 10 lira yerine 9 liraya alıyorlar veya satıyorlarsa, bu hisselerini satan kişilerin bu şirketin aktiflerinin gerçekte 20 milyon liranın altında değere sahip olduğunu düşünmeleridir. Belki de şirketin geleceğinin yeterince iyi olmadığını, belki ürünlerinin kötü ya da satışlarının düşmekte olduğunu düşünüyor olabilirler. Ya da satın alan kişi hisselerin 10 lira değerinde olduğunu düşünüyordur ve bu yüzden yükseleceğine inanarak 9 lira ödemeye razı oluyordur.
Piyasa değeri
Diyelim ki aynı hisse geçtiğimiz yıl, yani 52 hafta önce son 7 liraya satılmış.
Şirketin 2 milyon hissesi vardır. 2 milyon x 7 lira 14 milyon lira şirketin geçen seneki piyasa değerini verir. Bu esasen piyasanın şirketin hisselerinin gerçek değeri hakkında fikridir. Piyasa değeri bize bu şirketin özsermayesinin pazarda ne olarak görüldüğünü söyler.